
02.05.09, 21:38
|
 |
Yönetici
|
|
Ruh Hali:
Üyelik tarihi: Jun 2008
Yaş: 32
Mesajlar: 15.360
Tecrübe Puanı: 285
|
|
0-12 yaş çocuklarda psikolojik gelişim
Anne-babalann yaşamlarının odak noktası çocuklarıdır. Çocuklarının sağlıklı gelişimi onlar için her şeyden önemlidir. Doğumdan sonra bebeklik döneminde anne-babalar ilk olarak fiziksel ihtiyaçları dikkate alır. Bebeklik dönemi çok hassas bir dönem olduğu için bu dönemde onun ihtiyaçlarını zamanında ve doğru bir şekilde karşılamak ve bebeğe sık sık dokunmak gerekir. Daha sonra bebek büyüdükçe sosyalleşmeye başlar ve bu defa da fiziksel ihtiyaçların yanında onun sosyal ihtiyaçları da önem kazanır. Her iki ihtiyacın da gerektiği oranda karşılanması, çocuğun psikolojik gelişimini de olumlu etkileyecektir. Çocukların psikolojik gelişimlerinin belli evrelerden geçerek olgunlaşacağı unutulmamalıdır. Bunun için bu evreleri tanımak çok önemlidir.
__________________
MİSKOKULULARIM BENİMLE
|
|
Gülten 'e 3 kişi teşekkür etti.
|
|

02.05.09, 22:24
|
 |
Yönetici
|
|
Ruh Hali:
Üyelik tarihi: Jun 2008
Yaş: 32
Mesajlar: 15.360
Tecrübe Puanı: 285
|
|
Bir çocuğun ruhsal gelişiminden, "ben" olabilmesinden bahsetmeye başladığımızda, bakışlar çocuğun içine doğduğu aile ortamına çevrilir. Bu ortamın çocuğa sağlaması gereken koşulların neler olması gerektiği üzerinde öneriler getirilir. Çocuğun hayatındaki ilk ilişkiler anne-babasıyla kurduğu ilişkilerdir. Tüm bu ilişkilerin yaşandığı, dolayısıyla olumlu olumsuz birçok duygunun ilk kez deneyimlendiği yer, "aile"dir. Bu sistemin içinde insan güven ya da güvensiz hissetmeyi, sevilmeyi ya da reddedilmeyi, değerli ya da değersiz hissetmeyi öğrenir.
Dünyaya geldiği andan itibaren henüz kendisini annesinin bir uzantısı gibi algılayan bebeğin "ben" olma yolculuğu uzun ve zorlu bir serüvendir. Bu serüvenin içinde anne-babanın çocuğuna oluşturduğu güvenli ortam ve koruma, koşulsuz sevgi, şefkat, gelişimine uygun ihtiyaçlarını fark etmek ve karşılamak, çocukların bu yolculuk için ihtiyaç duydukları donanımı sağlar.
Bebek ilk önce annesinin bakışında varolur. Kendisine verilen bakımın niteliği, onun kendisini değerli hissetmesini, kendisinin kim olduğunu algılamasını sağlar. Diğer yandan diğer insanlarla nasıl ilişkiler kurabileceğinin, insanlarla olan ilişkide kendisini güvenli hissedip hissetmeyeceğinin temelleri de aile içinde atılır.
__________________
MİSKOKULULARIM BENİMLE
|
|
Gülten 'e 3 kişi teşekkür etti.
|
|

02.05.09, 22:26
|
 |
Yönetici
|
|
Ruh Hali:
Üyelik tarihi: Jun 2008
Yaş: 32
Mesajlar: 15.360
Tecrübe Puanı: 285
|
|
Aile kavramı
"Aile" kavramı dinamik bir kavramdır. Çünkü sürekli değişime açıktır. Bu dinamizm, özellikle aile bireylerinin ihtiyaçlarını fark etmeye, ihtiyaçları olabildiği ölçüde tatmin etmeye olanak sağlamalıdır. Ayrıca aile iki ayrı işlevini de yerine getirebilmelidir. Birinci işlevi içeriye aittir. Aile üyelerinin ruhsal olarak gelişimini ve korunmasını sağlar. İkinci işlevi dışarıya aittir. Aile üyelerinin toplumla uyumunu sağlar. Bu iki işlev, insanın kendi içinde ve dışarıda bütüncül ve olumlu bir yapılanma sergileyebilmesinde etkilidir.
"Aile" bir sistemdir. Çocukları dünyaya gelmeden önce ikili olarak devam eden çiftin sistemi, yeni bireyin katılımı ile üçlü bir sistem haline gelir. Eş olma rollerine bir de anne-baba olma rolü eklenir. Dinamik olan aile sistemi iyi yapılanmış ise, değişime ayak uydurur ve yeni bir yapılanmaya gider.
Aileye yeni katılan üyenin ihtiyaçları ve dahil olduğu gelişim dönemi, ailenin yeniden yapılanmasını gerekli kılar. Bu nedenle ailenin yaşam evrelerinden bahsedilirken, çocukların gelişim dönemleri ile isimlendirilebilir; bebek aileler, çocuk aileler ve ergen aileler gibi... 0-12 yaşlar arasında çocuğun sağlıklı ruhsal gelişimine ait dönemler, bebek ve çocuk aileler dönemini kapsar.
__________________
MİSKOKULULARIM BENİMLE
|
|
Gülten 'e 3 kişi teşekkür etti.
|
|

02.05.09, 22:29
|
 |
Yönetici
|
|
Ruh Hali:
Üyelik tarihi: Jun 2008
Yaş: 32
Mesajlar: 15.360
Tecrübe Puanı: 285
|
|
BEBEK AİLELER
Bebeğin doğumu ile 3 yıla kadar devam eden süredeki aileleri "bebek aile" olarak tanımlayabiliriz. Çiftin bebek sahibi olma kararı ve hamilelik dönemi ile birlikte aile yeniden bir yapılanmaya gider. Bebeğin sisteme dahil olması ile birlikte değişen aile üyesi sayısı ve üyelerin her birinin yeni eklenen ya da farklılaşan ihtiyaçları ve beklentileri sistemin yapısını değiştirir.
Aile sistemi içine yeni giren bebek ve yeni roller o zamana kadar alışılmış, kabul edilmiş sistemi altüst eder. Bir miktar karmaşa ve kaos yaşandıktan sonra sistem yeniden düzenlenir ve bir denge oluşur. Sistemdeki değişimlerin çiftlerin ilişkisini olumlu ya da olumsuz etkilemesi, onların tutumları ile ilişkilidir.
Eşlerin bir çocuk sahibi olması, onların anne-babalık rolleriyle de karşılaşmaları anlamına gelir. Hem kendileri yeni bir rol alırlar hem de eşlerini yeni bir rolde görürler. Eşler kendi çocukluklarında gördükleri anne-babalık tutumlarından etkilenirler. Kadınlar, eşlerinin nasıl bir koca olduğundan çok, nasıl bir baba olduğu üzerinde daha yoğun olarak düşünürler. Bilinçli ya da bilinçsiz olarak eşlerini babalıkları ile değerlendirmeye başlarlar. Zaman zaman eşler arasındaki ilişki sorunları, eşlerin anne-baba oluşları üzerinden dile getirilir. Yani çiftin savaş konusu anne-babalık rolleri olur ki, bu savaştan maalesef çocuklar mağlup olarak çıkar.
Evli çift artık anne-baba-çocuk üçlüsünden oluşan çekirdek bir ailedir. Çift, özellikle ilk dönemde daha yoğun olmak üzere bebeğin bakımı, iyi anne olmanın yolları gibi ilgili ilgisiz birçok öneriyle karşı karşıya kalır. Doğum sonrası günler, özellikle ailenin dış çevreden gelecek bilgilere ve uyarıcılara çok açık olduğu bir dönemdir. Bu dönemde hemen herkes bilgi ve deneyimini yeni anne-babaya aktarmaya çalışır. Bir miktar kaosun yaşandığı ilk dönemde, bazen çiftin birbirlerini görmeye, sohbet etmeye, birbirlerinin hal ve hatırlarını sormaya, önceden keyif aldıkları şeyleri yapabilmeye nadiren fırsatları olur.
Doğumu takip eden ilk 2 yıl içinde eşler arasındaki problemlerde ve tartışmalarda artış gözlenebilir. Bu sürecin evlilikteki kriz dönemlerinden biri haline gelmesini engellemenin önemli bir yolu, eşlerin evliliklerine sahip çıkmalarıdır. Bu dönem, evliliğin geleceği ve çocukların sağlığı için hayati önem taşır.
Kadın ve erkeğin olumlu anne-babalık tutumları sergilemelerinde iyi bir ilişkilerinin olması önemli bir yer tutar. Böylece sağlıklı aileler için de sağlıklı bireyler yetişebilir. Doyumlu bir evlilik ilişkisi içinde olan anne ve babalar, çocuklarına daha fazla sevgi gösterebilir, onları daha fazla kabul edebilirler. Birbirini destekleyen ve besleyebilen, çocuğun sağlığı ve iyiliği için rekabet etmek yerine işbirliği yapabilen eşlerin varlığı, çocuğun sağlığı ve evliliğin tatmin edici bir ilişki olarak sürebilmesi için çok önemlidir. ..
__________________
MİSKOKULULARIM BENİMLE
|
|
Gülten 'e 2 kişi teşekkür etti.
|
|

02.05.09, 22:32
|
 |
Yönetici
|
|
Ruh Hali:
Üyelik tarihi: Jun 2008
Yaş: 32
Mesajlar: 15.360
Tecrübe Puanı: 285
|
|
Bebek ailelerde ortaya çıkabilecek kriz alanlarını şöyle sıralayabiliriz:
Yapılanma: Bebeğin doğumu her evliliği etkiler. Evliliği yeni bir yapılanmaya doğru iter. Bu yapılanma süreci bir çeşit krizdir. Çiftin kurduğu sistemin yapısı bu krizin çözümünü kolaylaştırır ya da zorlaştırır.
Anne-babalık rolü: Bebek dünyaya gelene kadar sadece karı-koca rolleri ile birbirini karşılayan çift, artık anne-baba rolleriyle de ilişkiye geçerler. Bu dönemde ve sonrasında kendi ilk ailelerinden devraldıkları anne-babalık rolleri özdeşimleri de canlanır. Diğer yandan kendi anne-babalarıyla olan ilişkilerine yeniden bakma fırsatı da bulurlar.
Müdahaleye açık olma: Bebek aileler; yeni katılan üye nedeniyle dış dünyaya ve müdahalelere açık hale gelirler. Özellikle aile büyüklerinin çocuk yetiştirme konusundaki müdahaleleri ve çiftin kendisini bu müdahalelerden koruyamaması aile sistemini olumsuz etkiler.
Bebek sahibi olan çiftin; bu döneme nasıl uyum gösterdiği, süreci nasıl yaşadığı, ortaya çıkan duygusal ve fiziksel ihtiyaçları nasıl karşıladığı, çiftin ve bebeğin duygusal sağlığı açısından önemlidir.
0-3 yaş dilimi ruhsal gelişim açısından şu iki ayrı evreye ayrılır: Oral dönem ve Anal dönem. Her bir evrenin çocuk açısından tamamlanması gereken hedefleri vardır.
__________________
MİSKOKULULARIM BENİMLE
|
|
Gülten 'e 2 kişi teşekkür etti.
|
|

02.05.09, 22:37
|
 |
Yönetici
|
|
Ruh Hali:
Üyelik tarihi: Jun 2008
Yaş: 32
Mesajlar: 15.360
Tecrübe Puanı: 285
|
|
Oral dönem
O-l yaş aralığını kapsar. Bu dönemde hazzın temel kaynağı emmedir. Bebek dünyayı ağız yoluyla tanımaya çalışır. Oral dönemde bebeğin anneyle temas etme yollarından biri de emmedir. Emme sadece açlık duygusundan ortaya çıkan bir arzu değildir. Bebek için bir haz kaynağıdır ve anneyle temas yoludur. Emzirme süresinin çok uzun ya da çok kısa tutulması bu nedenle önemlidir. Emme konusunda doyumsuzluk ya da aşırı doyum fıksasyona (saplanma) neden olur.
Bebekler açlık, üşüme, ağrı gibi durumlar karşısında yoğun gerilim yaşarlar. Nörolojik gelişimleri nedeniyle karşılaştıkları huzursuzluk yaratacak bu durumlar karşısındaki gerilimi bütün bedenleriyle hissederler. Bebeğin kendisini değerli ve güvende hissetmesinin yolu; ihtiyaçlarının mümkün olduğunda geciktirilmeden karşılanabilmesidir. ihtiyacının karşılanma süresi uzadıkça bebeğin hissettiği gerilim artacak ve kaygısı da beraberinde yükselecektir. Bu sürenin sıklıkla uzuyor olması, bebeğin değerlilik duygusunu olumsuz etkiler. Bebeğin bakımından sorumlu olan yetişkinin eşduyumla, çocuğun ihtiyaçlarını fark edebilmesi ve karşılayabilmesi bebeğin güvenli bağlanmasını sağlar. Örneğin; anne, bebeğinin yaşadığı olumsuz duyguyu (hırçınlık, lık vb) fark edip anlayabilirse bu durum karşısında çocuğuna temas edip, öpüp onun hissettiği olumsuz duygudan kurtulmasını sağlayabilir.
Anne için karnındaki hatta daha önce sadece kafasında tasarladığı bebek ile karşılaşmasının gerçekleştiği bu dönemde anne-bebek ikilisi karşılıklı olarak birbirine bağlanır. Bebeğin annesinin duygusal sıcaklığıyla, kokusuyla, sesi ve dokunmasıyla karşılaşması oldukça önemlidir. Bu, bebeğin anneye bağlanmasına ve kendisini psikolojik olarak güvende hissetmesine olanak tanır. Güvenli bağlanmanın temelleri, anneyle ilk karşılaşmanın olduğu oral dönemde atılır, ancak ilk 3 yıl içinde yaşadığı bağlanma deneyimleri dış dünya ile ilişki kurma biçimini, kişilik örgütlenmesini hatta fiziksel sağlığını da etkiler.
Bağlanmayı gerçekleştiren sadece anne değildir. Bebeğin de bağlanma davranışları vardır. Bu davranışlar yoluyla anne-babasıyla iletişime geçer. Emme, sarılma, çığlık atma, gülümseme ve eşlik etme bebeklerin bağlanma davranışlarıdır. Bu davranışlar aracılığıyla ebeveynin kendisini fark etmesini sağlar.
__________________
MİSKOKULULARIM BENİMLE
|
|
Gülten 'e 3 kişi teşekkür etti.
|
|

02.05.09, 22:44
|
 |
Yönetici
|
|
Ruh Hali:
Üyelik tarihi: Jun 2008
Yaş: 32
Mesajlar: 15.360
Tecrübe Puanı: 285
|
|
Oral dönemin bebek için yapılandırıcı geçmesini sağlayan birkaç öneri
• Bebekler bağımlı varlıklardır. Bağımsızlaşma sürecine geçebilmeleri için ilk önce bağımlılıkları desteklenmelidir.
• Güvenli bağlanma bu dönemin önemli hedeflerinden biridir. Bebeğinizin ihtiyaçlarını fark etmeye ve bu ihtiyaçları mümkün olduğunca hızlı karşılamaya çalışın.
• Annenin duygusal sıcaklığı, ses tonu, kokusu ve dokunması bebeğin kendisini psikolojik olarak güvende hissetmesini sağlar. Bebeğinizle olan ilişkinizde bunlara mümkün oldukça yer verin.
• Bebeğinizin size yönelik sergilediği bağlanma davranışlarını fark etmeye çalışın ve uygun geribildirimler verin.
• Emzirme, oral dönem içinde hem anne hem de bebek için önemli bir yer tutar. Yakın teması sağlar ve bağımlılığı besler. Memeden kesmek, anne ile bebek ilişkisinde bebeğin bağımsızlaşmasını sağlayan bir adımdır. Ancak memeden kesmede geç kalmak da acele etmek de birbirinden farklı sakıncalar doğurur.
__________________
MİSKOKULULARIM BENİMLE
|
|
Gülten 'e 4 kişi teşekkür etti.
|
|

02.05.09, 22:51
|
 |
Yönetici
|
|
Ruh Hali:
Üyelik tarihi: Jun 2008
Yaş: 32
Mesajlar: 15.360
Tecrübe Puanı: 285
|
|
Anal dönem
Ortalama olarak 1 yaşından 3 yaşına kadar olan bir dönemi kapsar. Dönemin anahtar kelimesi "kontrol'dür. Çocuğun; bireyselleştiği-özerkleştiği, anneden bedensel olarak ayrıştığı, gücünü fark ettiği bir dönemdir. Dışkısını bırakarak ya da tutarak bu eylemden haz alır. Bebeklikten, bebekliğin bağımlılığından çıkmak için adımlar atar. Özerkliğini, bireyselliğini kazanma uğraşı içindedir. Yürüme ve konuşma yetilerinin de devreye girdiği bu dönemde çocuk kendisini çevresinden ayrı bir birey olarak algılamaya da başlar. Anne-baba ya da bakımını üstlenen yetişkin tarafından konulan ilk sınırlama ve yasaklamalarla karşılaşır. "Kakanı altına yapmal", "Çıplak dolaşmal", "Çevredeki eşyalara zarar verme!" gibi...
Anal dönemde iki ana tema vardır:
- Tuvalet eğitimi
- İnatçılık dönemi ( 18-36 ay arası )
__________________
MİSKOKULULARIM BENİMLE
|
|
Gülten 'e 3 kişi teşekkür etti.
|
|

02.05.09, 22:59
|
 |
Yönetici
|
|
Ruh Hali:
Üyelik tarihi: Jun 2008
Yaş: 32
Mesajlar: 15.360
Tecrübe Puanı: 285
|
|
Tuvalet eğitimi
Tuvalet eğitiminin anal dönem içinde oldukça önemli bir işlevi vardır. Tuvalet eğitimi sosyalleşme için önemli bir adımdır, çünkü hazza karşıdır. Yetişkin tarafından çocuğun dışkıyı istediği gibi tutmasına ve bırakmasına karşı konulmuş bir beklentidir.
Dışkılaması üzerinde hiçbir denetimi olmayan çocuk için, bedeninin bu etkinliği üzerine yönelmek derin anlamlar içerir. Artık bedeninde ya da içinde uyanan arzuların, isteklerin kölesi değildir. Onlara kulak verecektir, ancak nasıl davranacağına kendisi karar verecektir. Kontrol etmeye yönelik ilk adımı atmıştır.
Anne, tuvalet eğitimi konusunda çocuğunun ne zaman dışkılayacağına karar veren ve bu yoldaki isteklerini çocuğuna uygulatmak isteyen bir dış güçtür. Çocuğun olmadık zamanlarda altını kirletmesi veya tutması ise "kafa tutma" denemeleridir. Tuvalet eğitimiyle birlikte çocuğun bedenine olan hakimiyeti artar. Bu hakimiyet, beraberinde hem bedeni kontrolü hem de tuvalet eğitimi ile annesinin isteklerini yapıp yapmamayı kontrole olanak sağlar. Bir yanıyla bireyselleşmek için ebeveyn ile girilebilecek bir çatışma alanı doğmuştur. Dışkıyı tutma ya da boşaltma konusunda ebeveyn ile mücadeleye girerek, ayrılmak ve bireyselleşmek için zemin oluşturacaktır. Anne-babanın çocuğun bu alanda mücadele etmesine olanak sağlamaması, bireyselleşmesini zorlaştırır. Anne-babanın ve yakın çevrenin çocuğa yönelik bebeksi bakımdan yani emzirildiği, uyutulduğu ve altının bezlendiği uygulamalardan uzaklaşarak çocuğun özerkliğini destekleyecek bir tutum içine girmeleri beklenir.
Çocuğun dışkısını kontrol edebilmesi ve yetişkinin ondan beklediği yerde ve zamanda yapması, onun onaylanmasını ve ilgi görmesini sağlar. Diğer yandan beklentiyi karşılamaması da olumsuz geri bildirimler almasına neden olur. Böylelikle çocuk bireyselliğini kazanmaya başladığı bu süreçte artık toplumun da iyi/kötü, doğru/yanlış ve ayıp gibi yargılarıyla karşılaşır.
Tuvalet eğitimi doğru olarak verilmediğinde ebeveyne karşı düşmanca duygular ortaya çıkacaktır. Çocuklar baskıyı onlardan gelen düşmanca ve agresif tavır olarak algılar ve agresyon île karşılık verir. Bu nedenle çocuğa sıkı, katı ve cezalandırıcı tuvalet eğitimi vermekten kaçının.
__________________
MİSKOKULULARIM BENİMLE
|
|
Gülten 'e 3 kişi teşekkür etti.
|
|

02.05.09, 23:02
|
 |
Yönetici
|
|
Ruh Hali:
Üyelik tarihi: Jun 2008
Yaş: 32
Mesajlar: 15.360
Tecrübe Puanı: 285
|
|
Tuvalet eğitimi ile ilgili birkaç ipucu;
• Çocuğun fiziksel gelişiminin önemini unutmayın.
Ortalama olarak 18. aydan itibaren çocuk, idrar ve dışkısını tutma ve bırakmanın farkına varır.
•Tuvalet eğitimi için hazır olup olmadığını gözlemleyin. Altının ıslak oluğundan rahatsız olmaya başlaması, bezinin çıkarılmasını istemesi çocuğunuzun tuvalet eğitimi için hazır olduğuna işaretlerdir.
• Zorlamayın. Özellikle klozete oturmak, birçok çocuk için kaygı verici olabilir. Çocuk için uygun aparatlar ya da lazımlık kullanın.
• Tuvalet eğitimine başladıktan sonra çocuğunuzun hazır olmadığını fark ettiyseniz eğitime ara verin.
• Tuvalet eğitimi bir süreçtir. Çocuğun hızına ayak uydurun.
• Cezalandırmayın ve korkutmayın.
• İnatlaşmaktan kaçının.
__________________
MİSKOKULULARIM BENİMLE
|
|
Gülten 'e 4 kişi teşekkür etti.
|
|
|
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Yetkileriniz
|
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
HTML-Kodu Kapalı
|
|
|
Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 06:01.
|